Yola göçenler, Yolculuğa dair

Asya’nın derinliklerine yolculuk

Tacikistan Wakhan koridoru

Hacer Aydın, tek başına yollara düşen gezgin bir kadın. Pakistan, Hindistan, Nepal, Kırgızistan, Tacikistan gibi ülkelerde yolunuzun kazara düşmeyeceği ilginç, keşfedilmemiş coğrafyalara yolculuklar yapıyor. Asya’nın derinliklerine yolculuk röportajımızda Aklım Fikrim Yollarda diyen Hacer Aydın’la Asya’nın derinliklerine gidiyoruz.

Tacikistan Wakhan koridoru
Tacikistan Wakhan koridoru

Hacer Aydın’ı tanıyabilir miyiz?

Deli kadınlar iyidir. Çünkü ne kahkahaları tutsak, ne gözyaşları sınırlı, ne arzuları mahpus, ne öfkeleri prangalıdır” demiş Ahmet Arif. Aynen böyle biraz deli dolu biri olduğumu söyleyebilirim ve tabii ki biraz da hiç büyümeyen çocuk ruhlu olduğumu. Gittiğim yollara bakınca gerçekten deliyim.

Mesleğin nedir?

Kamuda çalışırken emekli oldum. Çalıştığım zamanlarda kısa süreli gittiğim yerlere şimdi uzun süreli gidiyorum. Erzurum doğumluyum, çok uzun zamandır İzmir’de yaşıyorum. 35 yıl artık rahatça İzmirliyim diyebileceğim bir süre sanırım. Zaman zaman geziyorum, bazen de günlerce evden çıkmadığım oluyor. Sanırım ben biraz farklı geziyorum. Çok ilgi duyduğum değişik kültürlerin olduğu coğrafyalar ilgimi çekiyor. Dünya hızla değişirken yaşamlar da aynı hızla değişmekte. Ben, değişmeden biraz yakalarım diye geziyorum. Plansız programsız gezdiğimi söyleyebilirim. Aynı zamanda bir fotoğrafçıyım, 6 kişisel sergim var.

Pakistan
Pakistan

Yolculuk ya da yol senin için nedir? İlk yolculuğun hangisiydi? Devamı nasıl geldi?

Yolculuk benim için özgürlük demek. Anlarımın bana ait olması demek. Bütün zamanlarım benim demek. Sadece kendim için yaşadığım benim maceram demek. Sorumluluk yok, dert yok tasa yok. Kısacası yaşadığım mutlu anlarım.

İlk gezimi 2004 yılında arkadaşımla Gana’ya yapmıştık. Motorsiklet kiralayıp altını üstüne getirdik. Kara kıtanın kara bahtlı, gülen gözlü insanları beni çok etkilemişti. Çıkış o çıkış işte. Sonrasında Hindistan’ın hemen hemen her tarafını dolaştım. Bazen tek bazen bir arkadaşla beraber. Bazen manastırlarda kalıp ruhumu besledim, bazen kendimi dağlara vurup ölümlerden döndüm. Bir keresinde Keşmir’de teknede rehin tutulduk ve canımızı zor kurtardık. Sonrasında Nepal başladı ve hala bitmedi.

Pakistan
Pakistan

Kazanımın ne idi?

Anladım ki ben hikayesi olan yerleri seviyorum. Bunca yerden sonra dağları sevdiğimi anladım. Şu an için tek tutkum Himalaya dağları oldu. Dağlar benim hep özgürlük alanlarım oldu. Dağlarda ölüme meydan okuyorum, hiçbir şeyden korkum yok. Deliyim, özgürüm, cesurum o tepelerde.

Senin için yolda olmak hali sürekli mi, yoksa geri dönülen, planlı yolculuklardan mı?

Bu sorunuza evet demeyi çok isterdim ama maalesef sürekli yollarda değilim. Evde olmamı gerektirecek sorumluluklarım var. En fazla 3 ay kalabiliyorum sonra kürkçü dükkanına dönüyorum. Yolculuklarım planlı diyemem. Yol beni nereye götürürse, daha doğrusu yüreğim nereye götürürse o yoldayım. Tek yön bilet alıp gidiyorum.Yolculuklarımda ne zaman geri döneceğimi bilmeden, istediğim kadar istediğim yerde olmayı seviyorum. Benim için yolda olmak özgürlük demek, özgürlüğümün kısıtlanmasını hiç istemem.

Planlar?

“Şu saatte şurada, bu saatte burada” hiç bana göre değil. Gittiğim yerlerde arka sokaklarda kaybolmayı, yorulunca oturup bir çay içmeyi hiçbir şeye değişmem. Şimdi bu cümlelerimden anlayabileceğiniz gibi deyim yerindeyse “bodoslama” dalıyorum. Allahtan başıma bir şey gelmiyor. Bazen hijyen sorunu beni çok geriyor ama onların kültürü diye saygı duyuyorum.

Ladakh Hindistan
Ladakh Hindistan

Yolculuklarında hangi araçları kullanıyorsun?

Uçarak gidiyorum, sürünerek dolaşıyorum diyebilirim. Gittiğim yerlerde yerel otobüsleri tercih ediyorum. İnsanlarla beraber olmayı seviyorum. Bazen 2 gün süren yolculuklarım oluyor o otobüslerle ve ben çok güzel insanlarla tanışıyorum. Dağlarda ise genellikle jip oluyor.

Bugüne kadar nereleri gezdin? Neden?

Pek fazla ülke gezdim diyemem. Ama birçok ülkeye bedel Hindistan’ın hemen hemen her tarafını gezdim. Yine aynı şekilde Nepal var. 4 kez Hindistan, 5 kez Nepal. İtalya, Ghana, BAE, Kırgızistan, Tacikistan, Kazakistan ve  son olarak Pakistan.

 Dostumuz Aytaç ile Nepal’de karşılaşmışsınız. İki yolcu olarak. Karşında bisikletli bir gezgin görmek ne hissettirdi sana?

Yaşadığım coğrafyadan birini görmek beni çok mutlu etti tabii ki. Aytaç ile önceden  Nepalgunj şehrinde buluşmayı planlamıştık. Meğer  ikimiz de İzmir Buca’da yaşıyormuşuz ama haberimiz yokmuş. Nepalgunj’ın 50 derece cehennem sıcaklığında buluştuk. O Hindistan’dan gelmişti ben ise Jumla’dan. Vallaha hacı görmüş gibi olup sarıldığımı hatırlıyorum. Sonrasında birlikte oldukça zorlu bir yolculuk yaptık. Hikaye uzun. Sonra Pokhara ve Kathmandu’da beraber gezdik.

Ladakh Hindistan
Ladakh Hindistan

 Neden Nepal, Hindistan coğrafyasını özellikle tercih ediyorsun? Oralarda seni çeken ne oldu? Neden Batı değil de oralar?

Daha önce Avrupa’ya gittim bir çok insan gibi.  Buralarda tarihi yerler görmek beni mutlu etti elbette. Fakat orada gördüğüm tarihi yerler o dönemlerden sadece birer iz taşımakta. Bu eserlerin bulundukları ülkeler ve yerler aslında çoktan modernleşmiş ve global bir dünyanın parçası olmuş yerler.

Bu yerler bir yandan farklı ve tarihi bir iz taşısalar da aslında hayat çokta farklı değil alıştığımız düzenden. Bir yerde aynı yaşantıya sahibiz. Benim gittiğim yerler ise zamanda bir yolculuk misali sadece tarihi mimariden ibaret olmayan hayatı ve kültürünü muhafaza etmiş yerler.

Pakistan
Pakistan

Nepal Himalayaları

Örneğin, Nepal’e  beş kez gittim. O küçük ve güzel ülkeye daha çok giderim. Şehirler karmaşaya, kapitalist sisteme yenik düşmüş durumda. Katmandu, ilk gittiğim Katmandu değil artık. Nepal Himalayaları inanılmaz kültürleri barındırıyor. Her gittiğimde bu artık son diyorum. Oradakiler bana gülüyorlar, sen yine gelirsin diye ve gerçekten gidiyorum.

Gezmek için gezmiyorum. Gizli olanın, değişmekte olan kültürlerin peşindeyim. Yüzyıllar boyunca yaşamış olan o kültürler turizmin yavaş yavaş kendini hissettirmesiyle birkaç jenerasyon sonra bitecek. Bir İngiliz yazarın makalesini okumuştum. Diyor ki turizm terörden daha tehlikeli böyle kültürler için. Bence haklı, çünkü turizmin girdiği o kadim topraklar hızla değişmeye başlamış. Gelelim Hindistana…

Pakistan
Pakistan

Hindistan?

Hindistan genellikle planlarınızı alt üst eden bir yer. Bir plan yaparsın ama bakarsın ki başka bir yerdesin. Hani herkesin söylediği bir cümle var: “Hindistanı ya seversin ya da nefret edersin.” Ben sevenlerdenim. İnanılmaz bir kültür çeşitliliği var. Kuzeyi ayrı, güneyi ayrı, doğuya gittiğinizde ise bambaşka bir dünya var. Dağları, renkleri, tapınakları ve baharatlarıyla bir başka güzel Hindistan. Orada bütün hırslarımdan (zaten yok) sıyrılıp kendim oluyorum. Dört kez gittim şimdi ise beşinciye hazırlık yapıyorum. İlk gittiğimde tam bir kültür şoku yaşamıştım. İnsanı kendine getiren, kendini sorgulatan bir ülke. Hindistan’dan sonra ben daha bir hümanistim. Herkes birbirine saygılı. Beni çeken kuzeyin mistik havası diyebilirim.

Jumla
Jumla

Nepal’de gazetecilerin ya da belgeselcilerin bile gitmeye cesaret etmediği yerlere gidiyorsun, eski kültürleri bulup fotoğraflıyorsun. Bunları yaparken motivasyonun ne? Hangi itici güçle bunları yapıyorsun?

Bilinmeyeni keşfetmenin heyecanı ve mutluluğu. Tabii bir de paylaşmanın.

Sonuçta turla değil kendi çizdiğin rotanda ve turistik olmayan köylere gidiyorsun. Yollarda korku duyduğun zamanlar oldu mu?

Gittiğim yerleri anlattığımda herkes şaşırıyor ve korkmuyor musun diye soruyorlar. Tabii ki çok korktuğum zamanlar oluyor, çaresizlikten ağlıyorum. Hijyen nedeniyle gerildiğim çok zaman oluyor. Bazen 40 saat süren berbat yolculuklar yapıyorum. Türkçe kaynakların olmadığı yerlere tek başıma gidiyorum ve çok güzel dostluklarla dönüyorum.

Jumla
Jumla

İnsanlara güvenir misin?

Ben insanlara hep güvenirim ve asla hiç kimse hakkında kötü düşünmem. Bu nedenledir ki o çok tehlikeli yerlerde başıma bir şey gelmeden ve yeni dostluklarla dönüyorum. Dokunmasını bilene her yol açık. Bana dil sorununu soruyorlar çok iyi bir İngilizcem yok, zaten karşımdakilerin de yok. Bütün bu seyahatlerimden öğrendiğim ise kusursuz bir KARMA’ ya sahip olmak. İyi düşün iyilik bul… 

Herhangi bir rahatsızlığın var mı?

Korkunç bir alerjim var ve yüksek yollarda yüzüm gözüm şişiyor, burnum kanıyor. Tabii ki bunlar korku değil ama rahatsız edici bir durum. Ölümden döndüğüm zamanlar oldu. Korktuğum tek yol Jumla yoluydu. Bir adı da ölüm yoluymuş ve hatta okuduğum bir yazıda aynen şöyle diyordu. “Ölmek isteyen bu yola gitsin”. İşte bu tehlikeli yol değil ama nereye gidiyorum düşüncesi beni çok germişti ve korkmuştum. Gideceğim yer hakkında hiç olumlu şey duymamıştım. Saatler geçip akşam olunca nereye gidiyorum ben, nerede yatacağım, karşıma kimler çıkacak düşüncesi. Allahtan yolun sonu güzelliğe çıktı.

Jumla çok kocalılar
Jumla çok kocalılar

Korkular

Bütün seyahatlerim içinde korktuğum tek anımı yazmak istiyorum. Allahım nasıl korkmuştum anlatamam. Jumla’da 3000 metrelerde kuş uçmaz kervan geçmez bir köye gitmiştik. Yolu izi olmayan bir köy. …Hava kararmaya başlamıştı eve yani mutfağa girdik. Buralarda yaşam mutfakta geçiyor. Şimdi ise evin amcası dalbhat(haşlanmış pirinç, mercimek çorbası ve bir iki çeşit sebze yemeği) pişiriyor. Gece ilk defa yalnız olmaktan korktum. Amcanın pişirdiği yemekleri yedik. Dışarıda evin kadınını görmüştüm ama şimdi ortalıkta yok. Yanan sobanın ışığında 4 erkekle otururken bir yandan da gözüm kapıda halayı bekliyorum. Acaba nereye geldim ben, bana bir şey olursa kimsenin haberi olmayacak diye düşünüyorum.  Buz kesmiş bir halde köşede sinmiş oturuyorum. Gece ilerledi kadın yok, aklımda deli düşünceler var…

Nerde olduğunu bilen biri var mıydı?

Keşke diyorum  nerede olduğumu birine haber verseydim ama geçmiş olsun… Hiç kimse bu köyde olduğumu bilmiyor.

En sonunda arkadaşıma “halan nerede?” diye sordum

Jumla
Jumla

Hikayenin sonunu merak ediyorum?

Hepsi bir ağızdan gülmeye başladı. Meğer hala biz oraya gitmeden 1 saat önce regl olmuş. Hemen büyük bir sevinçle halayı görmek istedim. Şu salak sisteme dahil oldukları için yaşam alanlarına giremediklerinden ötürü beni hala için ayrılmış olan tozlu kirli berbat bir odaya götürdüler. İçerisi karanlık ve fener ışığıyla aydınlanıyordu. Bir tahtanın üzerinde incecik kirli örtüler ve üzerinde ise hala uzanmıştı. Chhaupadi sisteminin yumuşatılmış halini uyguluyorlarmış. Ortamı görünce içim cız etti. Ne kadar şanslı olduğumu düşündüm.Gözlerim doldu ve halaya tekrar sarıldım. Yüzünde buruk bir gülümsemeyle bana bakıyor.

Bugüne kadar çok az kişinin gidip fotoğrafladığı Jumla’ya yakın zamanda gittin. Oraya gidiş öykünden ve oradaki deneyiminden biraz bahseder misin?

O yolculuk hikayesini Magma dergisi için böyle yazmışım. Nihayet şu ulaşılmaz muhteşem yolculuğa çıktım. Günlerdir konuşmadığım insan kalmadı. Bu yolculuğa hiç kimse çıkmak istemiyor. İsteyen de uçuk uçuk fiyatlar istiyorlar. Canınız isterse dedim ve tek başıma yola çıktım. Bindiğim otobüs evet otobüsün içi Allahım nasıl kirli anlatamam. Ellerimi bir yerlere değdirmek istemiyorum. Önümde ki koltukta konuşkan iki kadın oturuyor. Kırmızı elbiseleriyle pek bir şıklar. Birisi nasıl da tatlı tatlı kafasını kaşıyıp duruyor. Birazdan aynı tatlı huzur bana da geldi. Yabancılar bu yolu genellikle uçakla yaptıkları için benim gibi otobüsle giden ayda yılda bir oluyor. Bileti aldığımda bana acıyarak bakmaları ondan.

Jumla
Jumla

Uçakla mı gittin?

Ben macerayı seviyorum diyorum ancak. Gözün kör olsun para. 20 saatlik bir yolculuktan sonra Hindistan sınırında bulunan Nepalgunj  şehrine ölmüş bir halde vardım. O gün dinlenip ertesi gün Jumla yolculuğuma başlayacağım. Evet ertesi gün tekrar yollardayım. Otobüs daha tehlikeli olduğu için ben jipi tercih ettim. Yolu görünce neden hiç kimsenin gitmek istemediğini anlamış oldum.

Karnali Highway?

Dünyanın en tehlikeli yollarından biri olan Karnali Highway bu ünvanını gerçekten hakkıyla elde etmiş. Daha önce merak edip videolara baktığımda, bir gece uyuyamamıştım. Bir adı da ölüm yoluymuş ve hatta okuduğum bir yazıda aynen şöyle diyordu. “Ölmek isteyen bu yola gitsin”. Yolun sonunda elde edeceğim ödülü düşününce ben ölümü göze alıp çıktım bu yola.

Yol 10 yıl kadar önce ulaşıma açılmış ve sadece gündüzleri açık oluyor. Sayısız viraj döndük, kaç dağ aştık bilmiyorum. Yabancı olduğumu gören jip ahalisi önce bakıp bakıp durdular. Sonra hepsi beni sahiplenmeye başladı. Mola yerlerinde yemek, çay ısmarlayanların yanında bir de fotoğraf çektirme isteklerini seve seve yerine getirdim.

Jumla
Jumla

Yolun süprizleri

18 saatlik yolculuk sonrası hepsiyle kanka olmuştum. Daha önce bağlantı kurmaya çalıştığım bir gazeteci arkadaşın beni karşılamasını umut ederek yolculuğu tamamladım. Hiç bilmediğim bir yere gidiyorum ve ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum. Katmandu’da beni vazgeçirmek isteyenlerin söylediğine göre ne kalacak, ne de yemek yiyecek bir yer yokmuş. Jip arkadaşlarım “eğer bir yer bulamazsam, onları arayabileceğimi” söyleyip beni rahatlattılar. Jipten indiğimde gazeteci arkadaşın beni beklediğini görmek dünyalara bedel oldu. Ertesi günün heyecanıyla yolun o yorgunluğu uçup gitti.

Jumla çok kocalılar

Jumla nasıl bir yer?

Sabah şöyle dünya gözüyle şu Jumla’ya bir bakayım dedim. Kıyısından yolculuk yaptığımız nehir tam da ortasından geçmekte. Asma köprülerle köylere ulaşılıyor. Etrafı dağlarla çevrili kasabanın manzarası gerçekten görülmeye değer. Benim bu tehlikeli yolu göze alıp gelmemin sebebi berbat bir kültürü yerinde görüp, bu ötekileştiren durumu birinci ağızdan, yani köylerde yaşayan kadınlardan ve genç kızlardan dinleme isteğimdi. Jumla hakkında bir başka ilginç şey, kültür ve geleneklerin çok iyi korunmuş olmasıdır.

Chhaupadi denilen bu berbat kültürü öğrendiğim kadarıyla şöyle anlatabilirim:

 Chhaupadi, Hinduizm ile bağlantılı ve kadınların regl döneminde kirli, dokunulmaz olduklarına inanan batıl inançtan gelen sistemdir. Nepal’in batısındaki regl dönemlerinde, kadınlar kirli kabul edilir ve aile üyelerinden uzakta yedi veya beş gün boyunca kulübelerde yalnız yaşamak zorunda kalırlar. Bu dönemde kadınların evden kulübeye sürgün edilmesi Chhaupadi olarak bilinir.

Tacikistan Wakhan koridoru
Tacikistan Wakhan koridoru

Hikaye çok üzücü

O gece ahırda yatacak küçücük bir kız gördüm.  14 yaşındaki Kalika nasıl güzel bir kız. Yüzünde tedirginlik var. 4 yıl önce okulu bırakmış, şu an evde çalışıyor. Kalika beni kırmadı ve yatacak yerine girdi. Hayvanların yattığı bir ahır iki tarafında karanlık odalar var, zindan gibi içerisi hiç gözükmüyor ve bu kız zaman zaman orada yatıyormuş. Toz, yüzlerce sinek ve pislik . Gece orada yattığında neler hissettiğini sordum. “ Nasıl iyi hissedebilirim ki , korkuyorum ve kötü şeyler hissediyorum. “ dedi. Ayrıca çok soğuk ve ben çok üşüyorum derken gözlerindeki tedirgin ifade beni benden aldı.

Çok heyecan verici

Gazeteci arkadaşın yarım İngilizcesi ve benim de ondan geri kalmayan İngilizcemle Kalika ile anlaşmaya çalışıyoruz. İlk kez 12 yaşında regl olmuş. İlk regl olduğunda chhaupadi kulübesinde 13 gün kalmış. Kulübede kaldıkları süre içinde besleyici gıdalardan uzak durmaları gerekiyor. Dolayısıyla Kalika 5 gün süreyle süt, pirinç, tereyağ ve bazı sebzelerden yiyemeyecek. Ayrılırken kıza sarılıp öptüm, senin için ve senin gibi olan tüm kadınlar için çok üzgünüm dedim…Hatta çocuklar için aldığım şekerlerden verdim, ne de olsa o da korkmuş bir çocuktu. Ona sarıldığımda yüzünde ki mutluluğu hiç unutmayacağım.

Gezmek hayatında nasıl bir yer tutuyor. Blogunun adı Aklım Fikrim Yollarda’nın hikayesi nedir?Aktif olarak paylaşımlar yapıyor musun?

Yolculuklar hayatın anlamını bulduğum ve kendim olduğum anlar. Bir bloğum var ama sadece adı var. Çünkü bazı sağlık sorunlarım nedeniyle ilgilenemiyorum.

Pakistan
Pakistan

Bundan sonra yakın ya da uzak gelecekte gitmek ya da keşfetmek istediğin yerler nereler?

Gitmek istediğimi söylediğimde sen delisin dedikleri bir ülke var: Afganistan. Bu yıl mayıs ayında Tacikistan üzerinden girmek istemiş ama vize alamamıştım. Kolay pes eden birisi değilim ve diyorum ki bir gün mutlaka…

Pakistan
Pakistan

Çeşitli sosyal sorumluluk projeleri yaptığını görüyorum. Neler yaptın bugüne kadar? En çok tepki aldığın ya da içine en çok dokunan an hangisiydi, bizimle paylaşmak ister misin?

Bir gezgin gezerken insanların hayatlarına da dokunmalı diye düşünüyorum. Boş boş gezmektense birilerini mutlu etmek daha anlamlı geliyor bana. 20 ‘li yaşlarımda beri bir çok organizasyonda yer aldım. Bu organizasyonları genel anlamda kendim düzenledim. Ben üniversitede çalıştım. Önceleri durumu iyi olmayan öğrenciler için eşten dosttan destek alarak yardımlar yaptık. Yine aynı şekilde onlarca ihtiyaç sahibi aileye yardım götürdüm. Sağ olsunlar dostlarım bu konularda bana hep el verdiler. Sonrasında mülteci çocuklar ve aileler için birçok kez yardımlarda bulunduk.

Sergi gelirleri?

Çocukların neşeyle gülümsemesi benim en mutlu olduğum anlardır. Yurt dışında ise elimde çok param olmasa bile aldığım küçücük hediyelerle insanların hayatına dokunmaktan mutlu oluyorum. 2 sergimin gelirini Nepal de deprem sonrası yetim kalan çocuklar için kullandım. Gidip kendi ellerimle ne ihtiyaçları varsa temin ettik. En duygulandığım anlarımdan biriydi. Bir de bu sene Pakistan’ın Afganistan sınırında bir köy okulunu ziyaret etmiştim. Gördüklerim karşısında kendimi tutamayıp ağladım.

Zamanda yolculuk yaptığımızda gitmek istediğin zaman hangisi olurdu? Hangi zamanda yaşamak istersin?

İnsanın insanca yaşadığı, doğadaki tüm canlıların mutlu mesut yaşadığı ütopik bir zaman.

Tacikistan Wakhan koridoru
Tacikistan Wakhan koridoru

Çocuklar senin için ne ifade ediyor?

Sanıyorum bu dünyadaki en iyi arkadaşlarım çocuklar. Ve ben arkadaşlarıma dokunmayı seviyorum.Onlar insanoğlunun en saf hali. Benim çocuklarla ilgili bir hayalim var. Ağustos ayında 1 aylığına Kuzey Pakistandaydım. Buraya gelmeye karar verdiğimde insanlar sen deli misin, manyak mısın diye söylendiler. 3 yıldır planlayıp ama gerçekleştiremediğim bir geziydi. Kısmet bu zamana imiş. Ön yargı çok kötü bir şey. Irkçılık kadar kötü hatta. İnsanları tanımadan, fikir sahibi olmadan böyledir, şöyledir dememeli. Kaldı ki her gün kadınların öldürüldüğü, çocukların tecavüz edildiği ülkemden daha tehlikeli değil. Benim gezdiğim Kuzey Pakistan’da hiç bir güvenlik problemi yok. Hangi kapıyı çalsanız, tanrı misafiri olursunuz.

Hislerin neler?

Buraya sadece kendi kalbimi getirmiştim. Ama onlarca kalple dönüyorum. O kadar güzel insanlar tanıdım ki. Tanımamış olsaydım eksik kalırdım. Arkamdan gözü yaşlı bakan insanlara el sallamak müthiş duyguluydu. Evlerini bana açarak yaşamlarını paylaştılar. Sofralarını açarak lokmalarını paylaştılar. Yüreklerini açarak sevgilerini paylaştılar. Dünyanın bir ucunda beni seven ailelerimin olduğunu bilmek çok güzel.

Jumla çok kocalılar

Sınır köyleri

Bu insanları unutmam mümkün değil. Hep sevgiyle hatırlayacağım. Pakistan’da ziyaret ettiğim bir köy beni derinden etkiledi. Dünyanın geri kalanına girişler yasaktı. Çünkü hem sınır köyleri hem hala takas usulü alışverişin yapıldığı köylerdi. Gitmeği çok istemiştim ki bu yasaklar kalktı. İşte o çok zor gittiğim köy bunlardan biri Broghıll. Afganistan yürüme ile 1 saat uzaklıkta.

Burada kaldığım 3 gün içinde, hem fiziksel anlamda hem duygusal anlamda en dibe vurdum yine.

Psikolojin nasıldı?

Şartlar çok ağır çok zorlayıcıydı. Her gün ağladım. Tanımadığım insanlara, çocuklara ağladım. Bu özel köy gerçekten çok fakir. İnsanın içini acıtacak kadar fakir. Çok yükseklerde olduğu için buğday dışında yenilen bir şey yok. Et ve süt ürünleri var. Yakacak çalı çırpı o kadar değerli ki, çok uzaklardan getiriyorlar. Kışın tezek yakıyorlar. Yaşam çok zor. Su, ellerimizi yıkamaya korkacak kadar soğuk.

Broghıll nasıl bir yer?

Köyü şöyle anlatayım:

Broghıll; Para yok, telefon yok, İnternet yok, tv-radyo yok, tablet yok, sebze meyve yok, bakkal yok. Devlet yok. Sadece köye giriş çıkışları kontrol eden birkaç asker var.

Ama onlarda bizde olmayan bir şey var. MUTLULUK, samimiyet, saflık, utanma, çekingenlik gibi… bizim unuttuğumuz şeyler.

Köyün tek okulunu (devlet okulu değil, gönüllü çalışan öğretmenler var) ziyaret edip hediyelerimizi öğretmenlerine bıraktık.

Pakistan
Pakistan

Sponsorluk düşünüyor musun?

Öğretmenlerin “thank you madam” deyişleri karşısında tabii ki ağladım. Ben burada çocukların bir şekerle gözlerininin içinin nasıl güldüğünü gördüm. Benim için para hiç önemli olmadı. Elimde olanla yetinmesini bildim hep. İlk kez çok paramın olmasını istedim. Şu çocukların önüne oyuncakları yığmayı diledim. Hayatlarında hiç oyuncak görmemişlerdir. Çocuklar o kadar güzel ki, çünkü gerçekten çocuk. Büyümüş de küçülmemişler. Hep küçükler.

Kendileri kalarak hayatlarının birazcık kolaylaşmasını diliyorum. İşte benim bu çocuklarla ilgili hayalim var. Orada çektiğim fotoğraflarla bir sergi açıp gelirini onlara iletmek. Bunun için bir sponsora ihtiyacım var. Bu hayalimi gerçekleştirmek için elimden geleni yapacağım.

Hacer Aydın’ı aklım fikrim yollarda blogundan da takip edebilirsiniz.

700binkm olarak kendisini ve yolculuğunu sevgiyle kucaklıyoruz. Hacer Aydın ile sosyal medya(FaceBook) üzerinden iletişime geçebilirsiniz. Umarız ki sponsorluk çağrısı gerekli kişilere ve makamlara ulaşır ve Hacer birilerinin hayatına dokunmaya ve hayatlarını değiştirmeye devam eder.