Gezilerimiz, İspanya

Keşifler Çağı Endülüs bisiklet turu Cádiz II.Bölüm

Utrera spain

Sevilla’dan Cádiz’e

Portekiz Lizbon’dan başladığımız bisiklet turumuz Huelva’dan giriş yaptığımız İspanya’nın Endülüs bölgesiyle devam etti. Bu yazıyı okumadan önce Keşifler çağı Portekiz bisiklet turu ve Keşifler çağı Endülüs bisiklet turu I. Bölüm yazılarımıza göz gezdirin. Keşifler Çağı Endülüs bisiklet turu Cádiz ‘de bitiyor, Sevilla’dan hareketle, hazır mıyız?

utrera tren istasyonu

Keşifler Çağı Endülüs bisiklet turu Cádiz

Sabahın ilk ışıklarıyla güne merhaba dediğimiz Sevilla’dan bisiklet yollarını takip ederek Dos Hermanas’a doğru yol alıyoruz. Şehir çıkışları, ana yollar, araçların yarattığı karmaşa bizi bir an önce doğada olmaya itikliyor ancak farkediyoruz ki Sevilla – Cádiz arasında pedallamayı planladığımız yol, şehirlerarası yoğun akışı olan bir yol, keyifsiz bir tat bırakıyor damakta. Yollara, doğanın içinde çiçek ve meyve kokularını içimize çekerek karışmaya alışığız biz. Metal yığınlarının arasında yol alırken, bir kış havası sarıyor gökyüzünü, bulutlar toplaşıp, üstümüze rüzgarla karışıp yağmur olup yağıyorlar. Sığınacak bir yer yok, betondan yapılan üst geçitin altında yan yolda öylece durup bir şeyler atıştırırken başka alternatifler bakmaya karar veriyoruz.

Utrera Kasabası noel kutlamaları

Utrera, offline harita uygulamamız maps.me’de trene bineceğimiz en yakın nokta olarak gülümsüyor bize. Ve hemen çıkıyoruz ana yoldan, bulutların yere yakın olduğu köy yollarından Utrera’ya varıyoruz. Tren garını buluyoruz, ana yolu pas geçmek için Santa Maria Limanı’na tren bileti almak istiyoruz ancak en erken tren ertesi sabah. Gece boyunca Üç Kral (Los Reyes) Bayramı devam ediyor, göz göze geliyor ve kalmaya karar veriyoruz.

utrera grande casa

Hiç bitmeyen çocukluğumuz

Utrera sokakları karnaval havasında, insanlar meydana akıyor. Kalacak yer bakıyoruz sokaklarda, oteller dolu, fiyatlar el yakıyor. Kendimizi karnavala, havai fişeklerin gökyüzü şölenine, insanların kahkahalarına bırakıp dans ediyor, şekerlemeleri yakalama oyununu oynuyor, hiç bitmeyen çocukluğumuzu yaşıyoruz. Kalabalıklar dağılıyor, Koçkar ve Kuzgun’la sokaklarda yavaş yavaş yürürken, bir kadın omuzumuza dokunuyor tatlı bir gülümsemeyle, ev işareti yapıyor elleriyle “Grande Casa!” diyor, yanında bir adam, kucağında heyecan dolu bir çocuk. Gözlerimizin içine bakarak konuşan bu güzel ispanyol kadının davetine nasıl hayır denebilir, evrenin gönderdiği anlık bir buluşma.

Grande Casa

Büyük eve varır varmaz yemekler yapıyor, ispanyol şarabıyla boyutlar arasında geçen, dilleri, milletleri aşan, ruhumuza dokunan sohbetlerle sabahlıyoruz. Anadolu rock muzik seviyorlar, Erkin Koray’dan Cem Karaca’dan bahsediyor, Türkçe öğretiyor,müziğin evrensel dilinde ayindeymişcesine coşuyoruz. Nasıl bir gece bu? Sözcüklerin önemini kaybettiği, gözlerin, ruhların kavuştuğu bir an, tarifsiz. Utrera, masalsı küçük Endülüs kasabası, yolun getirdiklerini yaşamak işte bu, itiraz etmeden, koşulsuz içine alarak. Sabah erkenden çıkıyoruz evden, bir parçamızı gönüllerde bırakarak, bir daha karşılaşmak üzere, Santa Maria Limanı’na giden treni yakalıyoruz.

santa maria liman

Santa Maria Limanı

Kristof Kolomb, Amerika’yı keşfedeceği yolculuğuna maddi teşviği Santa Maria’da aldı ve Amerika’ya ikinci seyahatine bu limandan çıktı. Bu gemilerin pilotu olan Juan de la Cosa “Amerika” yeni kıtanın kıyılarını da içeren ilk dünya haritasını 1500 yılında bu limanda çizdi. Dönemi yansıtan, tarih kokan ufak bir liman kenti Santa Maria. Kolomb’a ve keşiflere dair bir iz, işaret arayıp duruyoruz yıllanmış sokaklarda. Belki bu limana bizim yüklediğimiz anlamı yüklemiyor hiç kimse.

santa maria sahil

Keşifler çağını açan liman

700binkm, bazen dünyayla, bazen dünyanın tersine dönerken, kıtalar; özgürlüğün kıyısı, ruhun aydınlığıyken, Santa Maria limanı keşifler çağını ve bilinmeze yolculuğu çoktan tarihin ıssız kuyularına gömmüş bile. Bir kumsal bulup denizlere açılan kaşiflerin hislerine dalıyoruz. Güneş içimizi ısıtırken, denizler fısıldıyor yeni kıtanın keşfiyle gelen büyük değişimleri. Bir döngü tamamlanırken, yeni bir çağın açılışının gümbürdeyen dalga sesleri. Marko bisikletlerimize bakım yapıyor, bu sessizleşmiş şehirde.

santa maria limanı

Dünyanın en eski şehri Cádiz’e doğru

Kolomb’un limandan gemileriyle çıkışı gibi, Cádiz’e Koçkar ve Kuzgun’la yolcu gemisine binerek geçiyoruz. Dalgaların sarsıntısı, rüzgar fısıltılarıyla dünyanın en eski şehrini keşfe gidiyoruz. Keşifler Çağı Endülüs bisiklet turu Cádiz ‘de denizin ve evrenin derinliklerine dalıyor.

Cádiz önceki hayatından kalan ben gibi

Cádiz okyanusların deniz feneri

Cádiz tarihin yansıması

Cádiz keşfin başlangıcı

Cádiz daracık sokakların labirenti

Cádiz aslında okyanusun kapısı gibi

Cádiz belki de 700binkm’ nin yaşayabileceği tek şehir

Cádiz Endülüs’ün hem başı hem sonu

Cádiz yeni dünyaya, yeni kıtalara açılan eski bir yol

Cádiz bir sonraki okyanusun başlangıcı

cadiz sehir merkezi

Cádiz şehrinde gezi

Lizbon’da karşılaştığımız İskandinav bir çift Cádiz’e Endülüs’ün en güzel şehri demişti, doğunun limanları gibi, oryantal, mistik bir tarih kenti. Bu şehri bize çeken bir şeyler vardı, tarifsiz, doğa üstü.

Cádiz Katedrali, şehre ruhunu veriyor, önünde uçsuz bucaksız okyanus. Akşam saatlerinde vardığımız şehirde sarı kubbeli, barok tarzda inşa edilmiş katedralin önüne uzanıp güneşi diğer memleketlere uğurluyoruz.

Cádiz Katedrali

Cádiz’e veda

Bu kadim şehrin dokunan sokaklarında kente hakim olan Kartacalıların, Romalıların, Magribililerin varlığını hissederek bir gece konaklıyoruz. Şehrin diğer ucunda farklı kültürlerin bulamacı, bir önceki yaşamların günümüze yansıması olan Castillo de san Sebastien Kalesi ’ne pedallıyoruz. Özgürlüğe kıyısı olmayanları bir türlü sevemedik biz. Cádiz, bizim için yaşanmış aşkların anılarıyla yıllar öncesine flamenko ve gitar eşliğinde seslerin peşi sıra yapılan bir yolculuk gibiydi, gündüzü hiç bitmeyen.

cadiz gün batımı

Kalacak uygun bir otel bulmak bu turistik şehirde oldukça zor. Önceden rezervasyon yapmadık, şehir merkezindeki hostelleri dolaşıp fiyat aldık. Bizim tur bisikletlerimiz Koçkar ve Kuzgun bir de evimiz gibi taşıdığımız malzemelerimizle dolu 6 ‘şar çantamız var. Düz ayak girebileceğimiz ve uygun fiyatı bir yer aramak için 1-2 saat dolaştık durduk ara sokaklarda. En son adını hatırlamadığım 45 avroluk bir hostel bulduk ve yerleştik.

cadiz katedraline dogru

Hostel parası vermek istemiyorsanız şehre erken gelip görülecek yerleri ziyaret ederek akşama doğru Tarifa’ya doğru yol alırken deniz kıyısında serbest kamp atacağınız yerler bulacaksınız.

Bir sonraki bölüm keşifler çağı yolculuğumuz Tarifa, Cebelitarık üzerinden Malaga’da son bulacaktır.